Kendime Küçük Bir Paragraf




Bir konuşmaya nasıl başlayacağını pek çok kişi düşünmez ve normal akışına bırakır. Yazıda ise bu işler öyle yürümüyor. Yani... Sanırım yürümüyor. Yazılar yazıyorum. Bir yığın... Ama gerçekten giriş konusunda berbat olduğumu düşünüyorum. Birilerinin bazen benim için girişi yazmasını istiyorum. Ama o yazı bana ait olmayacak biliyorum. 


Bende akışına bırakmaya karar verdim. Kelimelerim, bir iplik ve onları iğne deliğinden geçiriyorum. Sonra ise ipliğimin ne kadar uzun olduğunu düşünmeden, takılmadan yazmaya devam ediyorum. Bir şeyler dikiyorum. Onlar benim yazılarım. Kendimi keşfederken sarfettiğim her şey.


Elimdeki ipliğin ucunu bırakmak istemiyorum. Aslında istesemde bırakamam. Yazmadan nefes almak mümkün değil. En azından benim içim öyle. 


Gerçek benliğimi, yazdığım satırlarda buluyorum. Yazdıklarımı okuyorum ve "Bu ben miyim?" diyorum. Evet benim. Bu gerçek ben. Kendimi bulmuş muydum? Henüz değil! Bir şeyler var içimde anlam veremediğim, kelimelere dökemediğim. Çünkü hangi kelimelerle telaffuz edilir bilemediğim. 


Günün birinde içimdeki bu şeye uygun bir kelime bulduğum da, onu herkese haykırarak söylediğimde o zaman gerçek beni bulmuş olacağım. O zamana kadar yazmaya, okumaya, izlemeye, gezmeye, keşfetmekten korkmamaya devam edeceğim. 


Her satırıma yeni deneyimler, keşifler kazıyacağım. Belki de o zaman gerçek ben olmuş olacağım. Benim gibi hissedenlerin başlangıcı olacağım. Korkmadan o insanlarında kendi keşiflerinde, kendime küçük bir paragraf edineceğim. 

No comments:

Post a Comment

Translate